Şiirler Habname-i Delibal - Dost Kalemler

Şiirler
Anasayfaya DönSiirler AnaSayfa » Dostkalemler
Şairler » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
Şiirler » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
Habname-i Delibal
(Bu çalışmam bir şiir değil manzum eserdir.)

Bir dedektör almıştım, herkes hayran olurdu
Yedi metre toprakta, ne var ne yok bulurdu
Altın, gümüş ve bakır, ayırdeder bilirdi
Bir kişi az, iki çok, kazının kuralıdır
Bundan başka kural yok, bu işler belalıdır
 
Bir altun heykel buldum, kilise dam yerinde
İstanbul’da bozdurdum, onu tam değerinde
Gezecektim ömrümce, yurdumun üzerinde
İnceledik başbaşa, yarimle her bir yeri
Görecektik peşpeşe, bütün güzellikleri
 
Bir araba bulmaktı, öncelikli işimiz
Felekten gün çalmaktı, hayalimiz düşümüz
Doyasıya gülmekti, denk gelmeden kışımız
Bir jip aldık simsiyah, bilmem neydi markası
Görenler çekti hep ahh, karavandı arkası
 
Makam şoförü aldık, bir de hostes var idi
Milli parklara daldık, liste enfes yer idi
Kelebekçe gün çaldık, dünya bize dar idi
Sabah şafak sökerken, çıktık Mersin ilinden
Güllere çiy çökerken, geçtik Niğde yolundan
 
Aladağ Milli Parkı, açık hava müzesi
Ayı, tilki, sansar, kurt, daha nesi var nesi
Aklımızı aldı, Kapuzbaşı Şelalesi
Ağaçlar dağlık yerde, karaçam, kızılçamdır
Göknarlar kuzeylerde, kudretten bol ikramdır
 
Aksaray’dan doğuya, yol alırken takamız
Ihlara Vadisi'nde, yerindeydi cakamız
Uçhisar, Çavuşini, Avanos’ta sakamız
Göreme Milli Parkı, hakkında bilgi verdi
Zelve’dekinin farkı, malum ilk kiliseydi

Nemrut Dağı’na çıktık, sabah güneş doğarken
Yorgunluktan acıktık, heykellere değerken
Güneşi ufka yıktık, eller göğe ağarken
Kommagene başşehri, Arsameia burada
Azgındı Fırat Nehri, Soğuksu var sırada
 
Soğuksu Milli Parkı, Ankara’nın gururu
Ayı, kurt, tilki, geyik, onlarca kuşun türü
Yeşilin yüz tonuyla,bize sundu huzuru
Günün her saatinde, peyzaja hayran kaldık
Sırf şifa niyetinde, yayıktan ayran aldık
 
Termessos Milli Parkı, Güllük Dağı süsüdür
Gördüğümüz eserler, Solimler öyküsüdür
Surlar, kuleler, yollar, Roma kalıntısıdır
Hadrian her yanına, sarnıç, drenaj yapmış
Mecine Kanyonuna, alageyik renk katmış

Olimpos Milli Parkı, sahillerde enginde
Köprülü Kanyonu'na karar verdik son günde
Antalya esir aldı, çıkamadık on günde
Altınbeşik tam orda, Manavgat Vadisi’nde
Yeraltı suyu burda, en yüksek debisinde
 
Davutlar Güzelçamlı, Dilek Yarımadası
Tertemiz havasıyla, alır bütün kadası
İyonyanın merkezi, burdan çıkmış nidası
Zeus’un evi burda, sapasağlam mağrası
Parkların devi burda, vurdum gönül tuğrası

Kuşcenneti Manyas’ta, Milli Park’tan çok farklı
Öyle zengin suyu var, tabiattan infaklı
Söğütler ile sazlık, kuşlar için yataklı
Burada göçmen kuşlar, kuluçkaya yatmıştı
Aşiyanda telaşlar, stresini atmıştı
 
Kaz Dağı hep ezelden, İda diye anılır
Biga Yarımadası, onun ile tanınır
Derin vadi kanyonu, florayla sarılır
Sarıkız Efsanesi, dillere destan burda
Ömrün en şahanesi, bir gece yatsan burda
 
Ilıca Şelalesi, Valla-Aydos Kanyonu
Ilgarini Mağrası, vahşi hayvan her yanı
Tatilde hepten sildi, Küre Dağı büryanı
Pınarbaşı Azdavay, tanıktı gözlerime
Dudağından içtim mey, tat geldi sözlerime

Bolu’da Yedigöller, Milli Park’ın hasıdır
Ormanın sayesinde, en güzel havasıdır
Geyik, karaca, ayı, domuz, kurt yuvasıdır
Geyik üretim yeri, anıt ağaçlarıyla
Hayran etti bizleri, doğal peyzajlarıyla
 
Uludağ Milli Parkı, kayak cenneti kışın
Dört metrelik karda biz, tüy gibiydik kayışın
Çobankaya, Bakacak, Sarıalanı düşün
Teleferikle gezdik, adrenalin yükseldi
Gözde kirpiği üzdük, şafak vakti güzeldi
 
Gelibolu Bölgesi, canlı bir hisarlıktı
Kıyamete yüz çeken, ne dehşet pazarlıktı
İstisnasız bölgenin, her yanı mezarlıktı
Saymaya lüzum var mı tabyaların ismini
Seyretmeye doyar mı, kahramanlık resmini
 
Troya Milli Parkı, plandaydı bu turda
Homeros’un İliada ve Odysseia burda
“Troya tahta atı” dimdik,  olmadan hurda
Ezine ilçesinde, tattık nefis peyniri
İlk gördüm lehçesinde, bizim hostes Aynur’u

Ilgaz Anadolu’nun, en yüce bir dağıymış
En uzun fay hattıyla, depremde göz dağıymış
Peyzaj güzellikleri, İrem’ce bir bağıymış
Ankara Konağı’nda, doyasıya kaydık biz
Direkli otağında, gökte yıldız saydık biz
 
Boğazköy Milli Parkı, Çorum Boğazkale’de
On iki tanrı resmi, bak Yazılıkaya’da
Heykelleri dizmişler, hem ev hem saraya da
Yıllar nasıl da soydu, çırılçıplak her yanı
Dört bin yıllık tat koydu, damağıma ayranı
 
Denizli Honaz Dağı, dik biçimde uzanmış
Kayaları gnays ve mikaşistle bezenmiş
Colossea antik kent, ilk haline özenmiş
Kaplamıştı kar eyvanı, paten yaptık burada
Kırk türlü av hayvanı, avı kaptık burada
 
Edirne Gala Gölü, Enezliye can verdi
Yüz otuz kuş türüyle, bize heyecan verdi
Sevgi timsali kuşlar, söze insicam verdi
Tepeli pelikanlar, çeltikçi, karabatak
Gözüme takılanlar, bulunsa da kıtırak
 
İki bin yüz metrede, sarıçamın vatanı
Allahuekber Dağı, Kardelenler mekanı
Kardelenler solmuştu, kovamadan düşmanı
Enver Paşa cephede, nasıl üzdü bizleri
Doksan dört yıl geçse de, durur harbin izleri
 
Büyük-Küçük Ağrı’ya, geçerken selam verdik
Avrupanın en yüksek noktasına kamp kurduk
Meteor Çukurunu, Nuh’un gemiyi gördük
Kırk çeşit keklik vurduk, Ağrı Dağı döşünde
Gözden ırak dem sürdük, gözelerin başında
 
Kızıldağ Milli Parkı, Şarkikaraağaç’ta
Pınargözü denilen Mağarası revaçta
Beyşehir Gölü enfes, kuşbakışı peyzajda
Yarim tir tir titredi, kurt sesini duyunca
Karavan’da bekledi, gece vakti boyunca
 
Karstik Kovada Gölü, dar vadi dolgusuymuş
Levrek, ıstakoz, sazan, fauna olgusuymuş
Yürüyüş ve tırmanma, kampçılık bölgesiymiş
Doğal peyzajı gördüm, parlayan gözlerinde
Sol yanı huzur sardım, günindi sözlerinde
 
Sultansazlığı Parkı, aşiyan üç yüz türe
Dünyanın bir yerinde, rastlanmaz böyle yere
Kuşlara nazar ettik, çıkarak kulelere
Flamingo, Kaşıkçı, Akbalıkçıl ve Turna
Kuluçkalarda bekçi, hepsi aynı alana

Kütahya Başkomutan Tarihi Milli Parkı
Havlu attı burada, Yunan’ın işgal çarkı
Türk’ün haklı gururu, dimdik durur bu farkı
Kocatepe – Dumlu’da, dünya şaşkına dönmüş
Güneş doğmuş namluda, Türklüğe onur sunmuş
 
Gördüğümüz yerlerdi, Erikli, Saka, Mert Gölü,
Subasar ormanının, eşsizdi kökü dalı
Vahşi yaban hayatı, Geyik, tilki kuğulu
Karavandan dinledi, çullukların sesini
Yarim içlerindeydi, tutarak nefesini
 
Adını tüm dünyaya, kuşluk diye duyurmuş
Adaların üstünde, kışın kuşlar uyurmuş
Konya Beyşehir Gölü şimdi kısmen kurumuş
Balık tuttuk oltayla, ateş yaktık köz ettik
Kudabad Sarayı’nda, tarihe bir göz attık
 
Manisa Spil Dağı, Yaban hayvan cenneti
Milli Park’ın içinden almıştık sülün eti
Kybele tanrıçası, sağlamış bereketi
Ağlayan Kaya’sında, Niobe’ye üzüldük
Kolların arasında, uyku geldi süzüldük
 
Hisarönü, Karia, surla çevrilmiş Physkos
Marmaris’te bir zaman, hükmünü sürmüş Rhodos
Hellenistik çağlardan, Karia kenti Amos
Günübirlik kamp kurduk, sahil boylarında biz
Kelebekçe dem sürdük, çok nefisti Marmaris
 
Eşen Çayı üstünde, Saklıkent çıktı hemen
Aktar Yaylasında var, çeşit çeşit sıklamen
Ayrılmadım oradan, sevdiğime dermeden
Dumanlıdağ’a ağdık, anıt ağaçlar gördük
Denizden umut sağdık, atiye hayal kurduk
 
Üç bin iki yüz yıllık, Asitavanda şehri
Andırın Ovası’na oldukça hakim yeri
Aslantaş Milli Parkı, önünde Ceyhan Nehri
Karatepe her yanın, Açık Hava Müzesi
Hiyeroglif yazının, bitmiş çözümlenmesi

Yumurtalık lagünü, kompleks bir yapı sunmuş
Akyatan ve Ağyatan göllerine kuş konmuş
Caretta carettalar, yuvalarına dönmüş
Seyhan - Ceyhan deltası, lagünün candamarı
Yok olmasın tabiat, çünkü yoktur mimarı
 
Zilkale Harabesi, özgün yayla evleri
Doyasıya yaşadık, kültürel değerleri
Dünyaya meşhur etmi kaplıcası Ayzilder’i
Deniz alalarını, derelerde gördük biz
Seçip duldalarını, üç gün çadır kurduk biz
 
Tek Tek Dağları ilkin, Nuh Tufanı’ndan gelmiş
Soğmatar Harabesi, Sin Kültüründen kalmış
Her yanını menengiç ağaçları kaplamış
Peygamber Çiçeği’ni, ilk kez burada gördüm
Börtüsü, böceğini, sevdim selama durdum
 
Sumela Manastırı, görkemli bir biçimde
Meryem Ana adına, kilisesi içinde
Altındere Vadisi Milli Parkı geçince
Çıkılması bir saat, inmesi üç dakika
Tırmanış olmaz rahat, yorucu dik patika
 
Türkülerde duyardık, biz Munzur’un adını
Tattık Munzur Suyu’nun alabalık tadını
Sessizce doldurmakta gezimiz miadını
Kıvrım kıvrım akardı, Munzur’un mavi suyu
Ruhumuzu kaplardı, Munzur’dan eşsiz büyü
 
Dalmış yar gözlerime, elleri ellerimde
Tutturmuştum bir türkü, bağlamamın telinde
Yozgat sürmelisini,mırıldandım dilimde
İçimdeki firakı, anlatamaz sözcükler
Yozgat Çamlığı Parkı dalga dalga düzlükler
 
Sahara Milli Parkı, farksızdı Hatila’dan
Göl olması tek farkı, bir de iki yayladan
Önce görmedim diye, nasıl da oldum nadan
Çim kayağı pistinde, saatlerce kaymıştık
Sevgilim el üstünde, eğlenceye doymuştuk

Dar tabanlı vadiden, geçerken ürktük bir an
Haşin parçalanmadan, olmuş her yanı viran
Hatila Vadisiydi, bizi korkuyla geren
Kamp kurmuştuk biz raha, oysa karavan vardı
Birden düştük Çoruh’a, ölüm korkusu sardı
 
Debisi çok yüksekti, Çoruh hızlı akardı
Önüne ne gelirse,birden vurup yıkardı
Akışını seyretmek, yürek ister sıkardı
Yarim feryat figanda, kaptan şoför boğuldu
Yetişmek istesem de, cesaretim dağıldı
 
Koşamadım imdada, yarim azgın sularda
Anlatamam o anı, nasıl da kaldım darda
Bağıramadım bile, kalakaldım kenarda
Azgın sular yarimi, atmıştı üzerimden
Kımıldayamadım ki, bulunduğum yerimden
 
Yarim baygın şekilde, o anda öldü sandım
Ellerim yanağımda sol yanıma dayandım
Fırladım yatağımdan, bağırarak uyandım
Rahat bir nefes aldım, görünce ben yarımı
Bilgisiz Delibal’dım, bilemedim yorumu

15 Temmuz 2009

(Not: Bu manzume, Evliya Çelebi Yılı münasebetiyle yapılan yarışmaya gönderilmiştir. Yurdumuzdaki milli parkların tamamı tema olarak bir kurgu dahilinde işlenmiştir.)

Şair
Celil Çınkır

Çevrim Dışı (Offline)
Diğer



Tarih : 17.01.2012

(c) Bu siirin her turlu telif hakki sairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir 1290 kişi tarafından okundu.
Şiir Oylama
Sadece kayıtlı kullanıcılar Oylama yapabilirler. Lütfen üye girişi yapın ya da kayıt olun
Yazar Yorumu | Mesaj Yolla | | Arkadas ol | | Yorumlar |
serap atay

17.01.2012 20:19
Ne güzellikler varmış meğer dedim kendime
ve anlatılan yerleri görmek istedim inanın
o kadar güzel anlatılmış ki gezdim dolaştım sanki
Manzumeyi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler
yüreğine sağlık Celil bey,
yazan düşünen kalemin susmasın,selamlar.
Celil Çınkır

17.01.2012 20:24
Teşekkürler Serap Hanım.
Altının kadrini sarraflar bilir derler ya çok doğru bir söz. Emeğe yoğun çalışmayı takdir etmeniz çok güzeldi. Sizin de yüreğinize sağlık. Çok teşekkür ediyorum.
Saygı ve hürmetlerimle,
mümin ağır

18.01.2012 01:36
teşekkürler harika paylaşım için celil bey yürek sesiniz susmasın selamlar.
Celil Çınkır

18.01.2012 11:06
Teşekkürler Mümin Bey. Selamlar,
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen üye girişi yapın ya da kayıt olun